Anasayfa » Kültür Parçacıkları, Ziynet'in Kaleminden, Amerika'dan XOXO

Milwaukee, WI – 2

6 Kasım 2018 93 views 1 Yorum

Merhaba,

Uzun zamandır yeni bilgiler paylaşmamışım. E hadi biraz daha eklemeler yapalım.

American Style Wedding

Öncelikle ilk defa katıldığım Amerikan-tarzı düğünle başlamak istiyorum. Labdaki çok iyi bir arkadaşımın düğünü olacaktı. Düğün deyince benim için tamamen bir muallak. Aslında Vietnamlılar ve kendi ülkelerinde kendi kültürlerine uygun olarak yemeğimsi bir düğün ile evlenmiş sayılıyorlar. Ama sadece buradaki arkadaşlarıyla da kutlama yapmak için bir organizasyon düzenlemişler.

Düğün yerine gittik. Zaten çok fazla kisiyi davet etmemişti. Vietnam’dan sadece kendi aileleri gelmiş 10 kisi kadar. Arkadaşları da 20 kisi kadar, totalde 30 kisi civarındayız. Girişte küçük bir hediye ile karşılanıyorsunuz. Sadece damat bey ortalarda, milletle fotoğraf çekiliyor, sizi karşılıyor, yönlendiriyor. Kapının girişinde herkesin yemekte oturacağı yerler belirlenmiş. Bu kısımlar hep klasik. Bir de arka tarafta bir bahçe var, önce oraya gidiliyor. Klasik sandalyeler dizilmiş sıra sıra, ön tarafta süslemeler. Gelin gelene kadar orada oyalanılıyor. Zamanı gelince gelin arka taraftan geliyor. Babasının koluna girmiş, babası onu damada kadar getiriyor. Orada nikah kıyacak bir arkadaşı var. Ve göstermelik olarak o klasik metni okutuyor, sonra çocukların gözlerini kapatıyorsunuz filan 🙂 Daha sonra yemek faslına geçiliyor. Gelinlik zaten evrensel, her yerde aynı. Yemek kısmında vejetaryen seçenek var, ama ızgarada havuç, değişik değişik lezzetler. Çok da bizim ağız tadımıza hitap etmeyen şeyler. Zaten biz bunun bilinciyle gittiğimiz için sorun yok. Daha sonra hava karardı ve ‘cheers!‘ seansları başladı. Durduk yere oturan insanlardan biri ayağa kalkıp damatla ilgili anılarını (olabildiğince komik anılar) anlatıyor ve en sonunda herkes ‘cheers’ diyor. Bir sure geçiyor, yine biri kalkıyor, anlatıyor anlatıyor, milleti güldürüyor, tekrar cheers! Bu böyle gidiyor, bitmiyor. Kızım olduğu için biz biraz erken kalkmak istedik, hafif de yağmur başlıyordu. Açık hava olunca gitmek iyi olacaktı. Bu sırada gelin ve damatla vedalaşırken, masalarımızda duran küçük saksıları gösterdiler. Ve onların bizim için olduğunu ve almamızı istediler. İçlerinde nane, fesleğen, sarımsak… değişik değişik bitkiler var. Ben de rastgele aldım ve saksı bahçeciliğim bu şekilde başladı. Düğün için güzel bir hediye, güzel bir fikir.

Çocuklar için çikolata koymuşlar kutulara. Ve arkadaşım yemek konusundaki hassasiyetimizi bildiği için içerik olarak bize uygun çikolata ayarlamış. Farklı dinlere, farklı düşüncelere o kadar açıklar, o kadar hassaslar ki. Mesela bir çocuğun doğum günü partisi yapılacaksa, katılımcılara tercih ettikleri özel bir içerik var mi diye önceden soruyorlar. Vegan olabilirsiniz, helal icerik isteyebilirsiniz, bunları belirtiyorsunuz. Ve doğum günü için yaptıkları her yiyecek için kullandıkları malzemeleri içeren bir bilgilendirme oluyor. Buna göre gönül rahatlığıyla yiyebiliyorsunuz. Ülkemde ‘insana olan sevginin’ burada olduğunu söyleyemem, ama buradaki ‘insana olan saygının’ da ülkemde olduğunu söyleyemem maalesef. Asansörde çıkarken biri, seni görmeden girmeye yeltenirse, hemen ‘Excuse me’. Ağızlarının ucunda hep ‘Excuse me’, ‘sorry’… Bizde de böyle olması lazım, gocunmamamız lazım özür dilemekten. Asla kimseye temas etmek yok; çocuklara, bebeklere kimse dokunmuyor. Ve ben bundan çok hoşnutum. Çocugun aurasına izinsiz girilmesinin ne kadar yanlış olduğu, hele ki çocuğun istemediği/tanımadığı biri tarafından.. Inanın çocukla ilgili ahkam kesmek için çok kitap okumaya gerek yok, içgüdüleriniz o kadar yönlendiriyor ve her şeyin o kadar farkında oluyorsunuz ki. Problem bizim tepkilerimizde. Kendimizi tutamayıp olmaması gereken tepkiler vererek, onları koca adam sanarak büründüğümüz tavırlar, onların yapısını, kişiliğini bozuyor. Bizim bu tarz davranışlarda bulunma sebebimiz de küçüklüğümüzde bize yapılanlar, ve bu döngü geriye doğru gidiyor da gidiyor. Yapılan en küçük bir güzellik de boşa gitmiyor. Bu konularla ilgili de bir yazı yazmak istiyorum. Çok kitap okuduğum, bu konuda çok akademik bilgim olduğu için değil. Deneyimlediğim olayları paylaşmak için. Çünkü teoriyle pratik her zaman beraber işlemiyor.

Harley-Davidson

Bir diğer konu: Harley-Davidson. Motosiklet tutkunlarının da bildiği gibi burası Harley-Davidson merkezi. Hatta gitmek nasip olmadı ama müzesi de burada. Dövmeli, kaslı, değişik sac-sakallı amcalarımızdan bol miktarda mevcut. Ama hava koşulları biraz motosiklet kullanımını engelliyor. Kışın kullanmak çok mümkün değil, ama baharda ve yazın çok ciks motosikletler görmek mümkün. Motosiklet deyip geçmeyin, o kadar teferruatlı ve güzeller ki, ben hiç sevmezdim ama burda hoşuma gitmeye başladı. Bir de bazen iş çıkışında hep beraber grup şeklinde yolda gidiyorlar, güzel gözüküyor: o sesler o ihtişam. Normal kolsuz t-shirt de giymiyorlar, kolları makasla kesilmiş (bence kendileri kesiyorlar) kolsuz t-shirtler 🙂 Burada motosiklet kullanımı çok güvenli. Motosikletler da yolda hiç kenardan kaçamak yapmıyorlar, normal araba gibi tüm şeridi kullanıyorlar. Çok geniş emniyet şeritleri var; ama trafik olsa dahi arabaları bırakın, motosikletler bile bu şeritleri kullanmıyorlar.

Motosikletler, sevenleri için çok da kıymetli. Yağmurlu günlerde filan garajlarına koymadan önce bir güzel silip temizliyorlar, gıcır gıcır yapıyorlar. Bu insanlar hiç ev temizliğiyle alakası olmayan, ayakkabılarla içeri giren insanlar. Beni şaşırtıyorlar. Mesela garaj kiralıyorlar, o kocaman garaja arabayı değil, motoru koymayı tercih ediyorlar. Hobiden ziyade yaşam tarzı olmuş. Değişik ama orijinal.

 

Yangın Sistemi

Aklıma gelen bir diğer konu da yangın kulpları. Özellikle resmi kurumlarda ve üniversitelerde çok kolay ulaşılan ve çok kolay bir şekilde çalıştırılan kulplar (birkaç kere deneyimledik 🙂 ). Bazı apartmanlar yangınla ilgili bir sisteme bağlı oluyor. Apartman derken, bizim anladığımız apartman değil,  ayni tip 1 ya da 2 katlı evlerden oluşan siteler gibi düşünebilirsiniz. Bu apartmanlarda evin içinde de bu kulplardan oluyor. Bizim ev de bu şekilde ve evin içinde 2 adet yangın kulpu var. Belirli aralıklarla itfaiye ekibi gelip çalışıp çalışmadıklarını denetliyor. Biz de eve ilk taşındığımızda, herhangi bir cihazı çözmeden içi rahat etmeyen canım kocam sayesinde, daha evdeki ilk saatlerimizde, bu kulpu ittirmek suretiyle deliler gibi ses çıkaran bir sistemi tetikledik. Eşim deneyimledi ve çok hafif, hemen açılan bir düzenek olduğunu söyledi. E tabi, bu sesi duyan herkes sokağa çıktı. Biz etrafımızdakilere söyledik, yanlışlıkla yaptık diye ama susturmak mümkün değil. Gelip itfaiye ekibinin yapması gerekiyor. Kızım baya tedirgin oldu bu sesten. Neyse ki çok kısa zamanda itfaiye geldi, hemen düzenekleriyle eve girdiler. Biz ne kadar yanlışlıkla olduğunu söylesek de, onlar evi denetlediler, her şey yolunda mı emin oldular. Sonra bu düzeneği susturdular. O kulpları tetikleyince, adresi hemen biliyorlar ve itfaiye çok hızlı bir şekilde geliyor. Test ettik ve artık sistem çalıştığı için içimiz daha rahattı, thanks to my husband 🙂

Ama bu yangın sistem deneyimlememiz bununla sınırlı kalmadı. Bir kere resmi bir kurumda da tam bilgisayar basında işlem yaparken, bir dumandan dolayı yangın sistemi çalışmaya başladı ve apar topar dışarıya çıkarıldık. İtfaiye geldi, işleri baya uzun surdu. Hatta biz beklemedik, başka bir gün işimizi hallettik.

Bu deneyimlemelerin sonuncusunda tabii ki kızım sahnede, hiç altta kalmaz sağolsun. Üniversiteden ayrılıyorduk, eşim arabayı kapının önüne getirecek, biz de kızımla gidip arabaya binecektik. Hava çok soğuktu, burada sıcaklık -20’lere rahaat rahat indiğini düşününce, niyet çok halis: soğukta balsurat kızımı korumak 🙂 . Çıkışta iki kapı var art arda, ısı yalıtımı açısından yapılır ya. Biz de o iki kapı arasında eşimi bekliyoruz. Ben de kızımın yükünü hafifçe kapıya doğru vermek istedim. Ama kapılar açıldığı için, kapıların arasındaki sabit olan kısma ağırlığımı verdim, orada da yangın kulpu vardi. Görüp, ay ben kızımı biraz daha uzakta tutayım dedim, tam uzaklaşırken, kızım bu fırsatı kaçırır mı.. Saniyeler içinde, kulpa dokunduğu gibi yine o korkunç ses 🙂 Hemen Information Desk’e gittik, millet dışarı koşuyor, biz ters istikamette. ‘kızım yaptı, sorun yok’ dedim. Ama yine tabii ki yapacak bir şey yoktu, itfaiye gelecek, her şey yolunda mi emin olacak ve öyle bu ses bitecekti. Herkes aşağıya indi, ben de profesörlere filan söylüyorum, biz sebep olduk, yerinize dönebilirsiniz, bir sorun yok. Bana diyorlar ki ‘Tamam sen ayrılıyorsun da, sen çalışmayacaksın diye, niye bizim de çalışmamızı istemiyorsun’ :).  Tabii bu arada eşim de bekliyor da bekliyor dışarıda, geleceğiz diye. Daha sonra itfaiye ekibi geldi, ben hemen durdurup sebebinin kızım olduğunu söyledim. Onlar yine emin olduktan sonra bilgilerimizi alıp susturdular sistemi. Yani böyle olaylarla, tatlışlıklarıyla, kızımı üniversitede çoğu kişi tanıyor. Hatta onu üniversitenin en genç öğrencisi olarak kabul eden profesörlerim var. Onu görmeyince soran, özleyen bir kesim var. Çünkü o bir bal surat.

Şimdilik bu kadar yetsin. Eklemeye devam edeceğim.

Milwaukee 1.part için tıklayın!

Hoşçakalın..

1 Yorum »

Yoruma Açığız! :)

Be nice. İçeriği çirkin olmadığı sürece her yoruma, öneriye ve soruya "evet" :)

Etiketler: , , , , ,