Anasayfa » Flash Flash !!, Ziynet'in Kaleminden

Sevgiye Aşık Değilim, Ama Aşkı Seviyorum

18 Mart 2011 4.396 views Yorum Yok

Hani hep “aşk nedir”, “tanımı nasıldır” gibi sorular vardır. Herkes bir başlar cevaplamaya, edebi edebi şeyler.. Yazan kişi “off, ne güzel de yazmışım” der, ama okuyan için pek anlam taşımaz bu yazılar. İşte öyle bir yazı yazmak, duygulardan bahsetmek filan, bunu herkes gibi ben de yapabilirim. Ama bu sefer farklı bir bakış açısı olsun istedim. Erkeklerin 10’da 9 mantık, 10’da 1 duygudan oluştuğunu, ancak kadınlarda bu durumun tam tersi olduğunu hepimiz biliyoruz. Ne kadar mantıklı olur bilmiyorum ancak, 10’da 1’lik mantığımla bu konudaki düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Kime sorsam aşık olduğum, ölüp bittiğim bir evlilik isterim der. Hatta kimisi sormadan bile anlatır da anlatır.. Sevgi nedir? Aşk ne kadar kalıcıdır? Hadi iki örnek verelim.. Birine aşık olursunuz, gözünüz kimseyi görmez. Onla olmak, onla nefes almak, onu görmek, o da o.. Başkası yoktur hayatınızda. Başrol o, her yerde o. Siz bile yoksunuzdur hiçbir sahnede. Eee, vakit geçer, zamanı gelir, evlenirsiniz. Sonra o aşk olgusu biter. Artık alışırsınız ona. Eskisi gibi varlığı heyecanlandırmaz sizi, hep yanınızdadır zaten. Merak etmezsiniz, hep birlikte hareket ediyorsunuz zaten. Hadi alışverişe gidelim, hadi şurda bu etkinlik var vs. Kalmaz o aşk, o şevk, o heyecan!  Sonra fark edersiniz ki uyum yok aranızda. Ortak bir yaşam tarzı yok. Ne aynı ortamlardan hoşlanıyorsunuz, ne aynı insanlardan. Ne değer yargılarınız aynı, ne yaptıklarınız. Artık her hareket batmaya başlar insana. Susarsınız, evlenmişsinizdir artık. Boşandı mı desin millet! Sırf gözünüz kör olduğu için, görememişsinizdir zamanında. Sabredersiniz, sabredersiniz ama olmaz. Artık tahammül edemezsiniz. Ve işte şiddetli geçimsizlik, (yani bence sevginin yokluğu ve uyumsuzluk) bitirir her şeyi. E şimdi suçlu aşk değil de kim peki?

İkinci örneğimiz de birbirini seven iki kişi olsun. Bakıyorsun aynı şeyleri seviyorsun, aynı kültür, aynı değer yargıları. Zevk aldıklarınız ortak. Uyumlusunuz. Görünce mutlu oluyorsunuz, yanındayken hep tebessüm hakim yüzünüze, gamzeleriniz hep ortada mesela:) Ama konu evliliğe gelince acaba diyorsunuz vazgeçer miyim, pişman olur muyum? Bu ne kadar devamlılık sağlar, biter mi ki bu bağ? Hadi diyelim bu engeli aşıp evlenmeye karar verdiniz. Sevgi var. Paylaşılan olaylar arttıkça, muhabbet artıyor. İşte asıl olay bu, muhabbet.. Aşk nerde peki, aşksız olur mu? Aslında her yerde. Gidilen bir tatil, ufak bir hediye, birlikte izlenen bir film, değişik bir yurtdışı serüveni.. İşte bu olaylar aşkı yaratır birden. O an gözünüz ondan başkasını görmez yine. Tıpkı ilk örnekte ilk zamanlar olan bir aşk gibi. Bu da geçicidir tabiki, ama muhabbeti arttırır, insanı birbirine daha çok bağlar. Hayatı çekilebilirleştirir.

Uzun lafın kısası. Aşk denen şey gelir gider, kafasına göre takılmaca:) Bi an biter, ama yaşanan bir olayla yenisi başlar. Sonsuz bir döngü.. Ömürleri farklı farklıdır, ama hepsi bir gün kesin biter. Aşk tek başınaysa, bittiği zaman insanlar her şeyi bitirebilir bir çırpıda; ancak sevgide olmaz öyle. Aşk değil arkadaşlar asıl olay! Sevmek ve aralara da aşk parçacıkları serpiştirebilmek.. Babam hep derdi ki, “Sevgi azalmaz, sadece artabilir. Ancak bazen nefrete dönüşür.” diye. O yüzden değil midir ki çok sevdiğimiz kişiden en çok nefret ederiz. Görmeye tahammül edemeyiz. İşte bu nefrete dönüşme kısmı da bir tek sebeple olur, geçici bir fedakarsızlık. Her durumda bunun sonu hüsrandır. Aslında sorunların geçici olduğunu bilirsiniz, ancak evlenmedik ki niye değişeyim şimdiden dersiniz. Belki yıllar sonra, pişman olursunuz. Belki istersiniz bir şans daha. Siz siz olun, böyle bir şansı ne verin, ne kabul edin. İlerde sorunsuz olacağını bile bile, bugününde bir şeylerden feragat edemedin mi, o an her şey bitmiştir! Bu düşüncede olursanız, karşınızdaki ne kadar sevse de, siz ölüp bitseniz de, ilerde hep aklınıza gelip gelip durur. Dersiniz ki, sen benim için çok basit bir şeyden -geçici bir süre için bile- vaz-ge-çe-me-din.. Evlilik bunu kaldıramaz.

Şimdi atıp tutuyorum ya, bekara boşanmak kolaydır misali:) İlerde düşüncelerim nasıl değişir, yaşadıklarım ne olur bilmem. Hatta unutmazsam, 10 sene sonra aynı başlıkla bir yazı yazmakta güzel olabilir. İki yazı arasındaki 35 farkı hep birlikte buluruz:) Neden mi 35, eee İzmir’liyiz. O kadarcık torpil de olsun=)

Ya bi de.. Sen başka yerlerde, o başka yerlerde olsa da gün boyu, dönüp dolaşıp aynı çatı altına girmek. Nasıl da güzel bir bağdır bu! Söylemeden geçemedim:)

Ziynet Nesibe

Yoruma Açığız! :)

Be nice. İçeriği çirkin olmadığı sürece her yoruma, öneriye ve soruya "evet" :)

Etiketler: , ,